Geri git   ParkSohbet.Com Forumları > > >

Sponsor Reklam Alanı

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 02-04-11, 09:09   #1
NaDiDe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 28.03.2011
Mesajlar: 676
Beğendikleri: 0
Beğeni Puanı: 0
Tecrübe Puanı: 30
NaDiDe is on a distinguished road
Tesekkür: 0
0 Mesajina 0 Tesekkür Aldi
Arrow Miralay Behiç ERKİN (1876 İstanbul - 1961 İstanbul).

Çanakkale ve Kurtuluş savaşı destanlarımızın gizli kahramanı sevkiyatlardan
sorumlu komutanıdır, Atatürk ile omuz omuza veren, TCDD`nin ilk Genel
Müdürlüğü, Bayındır Bakanlığı ve Büyükelçilik yapan, MİT`in kurucuları
arasında yer alan Behiç Erkin 1961 yılında İstanbul’da vefat ettiğinde tek
bir vasiyette bulunur, o vasiyette, Eskişehir’de trenlerin yol ayrımında
gömülmek isteğidir. Bu istek yerine getirilir kabri bugün trenlerin
Eskişehir çıkışında, Afyon, Kütahya ve İstanbul yol ayırımında Enveriye Tren
İstasyonu'nun yanında tek başına bulunmaktadır. Eskişehir’in bir değeri olan
Erkin ne yazık ki yeterince tanınmıyor. Tarih kitaplarında da ismi tanınacak
kadar geçmiyor.


Miralay Behiç Bey Tokat’ın ve hatta Anadolu’nun en eski ailelerinden
Latifoğulları’nın bir ferdidir. Latifoğlu Osman Ağa’nın oğlu, Osmanlı
Devleti’nde Ordu Kumandanlığı, Valilik (İşkodra, Tuna, Cezayir-i Bahri Sefid
(Ege Adaları), Edirne ve Şam vilayetleri) ve günümüzde Jandarma Genel
Komutanlığı’na denk bir makam olan, Zaptiye Müşirliği yapmış, 1818 İstanbul
doğumlu Müşir (Mareşal) Ömer Fevzi Paşa’nın torunudur. Babası İstanbul
doğumlu, Kaymakam Cemil Bey’dir.

Atatürk’ün en yakın ve en eski (1907′den itibaren) mesai arkadaşlarındandır
ve özel mektuplarla düşüncelerini en açık surette paylaştığı, ülke ve dünya
meseleleri üzerinde fikir alışverişinde bulunduğu sayılı kişilerden biridir.
Demiryolları üzerine Türkçe ve bilimsel ve pratik mahiyetli bir eser yazan
ilk Türk’tür

Çanakkale Savaşları sürecinde Miralay Behiç Bey’in savaşın kazanılmasında
büyük payı olmuştur. Cepheye asker ve mühimmat sevkiyatını düzenli bir
şekilde yapmayı başarmış olan komutandır.

Bu sebepten dolayı Çanakkale’yi savunan Türk Kuvvetleri’nin Komutanı Mareşal
Liman von Sanders, Alman İmparatoru’na Behiç Bey’in Alman Devleti’nin en
üstün mertebedeki nişanı olan “1. dereceden Demir Haç Madalyası” ile
onurlandırılmasını teklif etmiş ve bu öneri Alman İmparatoru tarafından
kabul edilerek, 29 Mart 1918 günü Behiç Bey’e daha önce 2. dereceden
verilmiş olan Demir Haç Madalyası’nın bu defa 1.dereceden olanı verilmiştir.


1918 senesinde Azerbaycan’ın ilk düzenli ordusunu kurmakla görevlendirilmiş
ve Gence’ye giderek Azerbaycan Jandarma Teşkilatını kurmuştur.
Behiç Bey, Kurtuluş Savaşı’nın da en önemli kahramanlarından biridir. Türk
Ordusu’na hareket kabiliyetini sağlayan demiryollarının başındaki
komutandır.

Osmanlı Devleti döneminde demiryolları konusundaki tek eseri yazmış olması
ve 1903 senesinden başlayarak Şimendifer Hat Komiserliği ve İkmal Şube Müdür
Yardımcılığı gibi tecrübelere sahip olmasından dolayı tüm cephelere asker,
silah ve erzak sağlamakla görevlendirilmiştir. Bu görev kendisine Mustafa
Kemal Atatürk tarafından bizzat teklif edilmiştir. Mustafa Kemal yakın
arkadaşı Behiç Bey’e bu teklifi yaparken bu görevin müstakbel zaferdeki en
önemli rollerden biri olduğunu açıkça belirtmiştir:

*"Ben cephelerde ne yapılacağını biliyorum, ama ordumuzun cephelere süratle
nasıl sevk edileceğini bilmiyorum, bu şimendiferlerin işin ehli biri
tarafından idare edilmesi ile mümkün olabilir, buna ancak siz muvaffak
olabilirsiniz, siz şimendiferlerle cephelere askerleri sevkedin ki, ben de
cephelerde muvaffak olabileyim"*

Behiç Bey görevi üstlenirken tek bir şart öne sürmüştür: *İşine kimsenin
karışmaması.* Mustafa Kemal bu şartı kabul eder.

Behiç Erkin’in Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasındaki en önemli pay sahibi
komutanların başında yer almasını, kendisine Büyük Taaruz başladığı dakika
Ankara’dan Nafıa Vekaleti’nden gelen şu telgraf en iyi şekilde
açıklamaktadır:

*“İşbu dakikadan itibaren bütün millet fedakar şimendifercilerimizi
Allah’tan sonra kahraman ordumuzun yegane muin-i zaferi olarak
görmektedir”*(yegane muin-i zaferi=zaferin en büyük yardımcısı)

Behiç Bey, Kurtuluş Savaşı’ndaki önemli rolü ve başarılarından dolayı
hem "*T.B.M.M.
Takdirnamesi"* hem de "*İstiklal Madalyası"* ile onurlandırılır.
Soyadı Kanunu ile *“Erkin”* soyadı *Behiç Beye Atatürk tarafından bizzat ve
yazılı olarak verilmiş ve Behiç Bey bu şerefe sahip sayılı kişilerden
biridir.*

Atatürk’ün yakın arkadaşına bu soyadını neden uygun gördüğü Erkin
kelimesinin anlamında gizlidir:
*“Her şart altında kendi doğru kararını verebilen, müstakil fikirli”*
**
Behiç Erkin, Kurtuluş Savaşı’nda demiryollarını işletmeyi başararak, bu işi
sadece o güne kadar Osmanlı’dan imtiyazlı yabancı şirketlerin değil,
Türklerin de yapabileceğini ispatlamış, ve böylece *"Türk’ler demiryollarını
işletmeyi beceremez"* önyargısını tarihe gömmüş, ayrıca yeni kurulan Türkiye
Cumhuriyeti’nde demiryollarının yabancı şirketlere geri verilmesini
engelleyerek, millileştimesini sağlamış olan kişidir.

Bir başka deyişle, Türkiye’de demiryollarının isminin Türkiye Cumhuriyeti
Devlet Demiryolları olmasını sağlamış kişidir.

Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti’nde demiryollarının kurucusudur.

Bu yüzden bir çok kaynakta *"Demiryollarının Babası", "Türk Demiryolcu
Sektörünün Babası"* şeklinde anılır.

1920 Temmuzundan itibaren başladığı ve 6 yıl sürdürdüğü Genel Müdürlük
dönemi, Bayındırlık Bakanı olması ile sona erer.

1926-1928 yıllarında Nafıa Vekili (Bayındırlık Bakanı) olduğu dönemde yine
bir çok ilke imza atarak Atatürk’ün önderliğindeki Türkiye Cumhuriyeti’nin
sağlam temeller üzerinde oturtulmasına büyük katkıda bulunmuştur.

Demiryollarının millileştirlmesi, demiryolları işletme lisanının 50 yıl
sonra ilk defa Fransızca’dan Türkçe’ye çevrilmesi, ilk kamu müzesini
kurması, özerklik kavramını Türkiye Cumhuriyeti’nde uygulayan ilk kişi
sıfatıyla, daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi adını alacak Mühendis
Mektebi’ne özerklik vermesi, üniversite derslerini Türkçe’leştirmesi, Milli
İstihbarat Teşkilatı’nın fikir babalığını yaparak resmiyet kazandırıp
kurulmasını sağlaması ve M.İ.T.’in kurucu kararnamesine Atatürk’le beraber
imzasını koyması, Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk resmi yardımlaşma sandığını,
yani Emekli Sandığı’nı kurması gibi bir çok önemli ilkin altında Behiç
Erkin’in imzası bulunmaktadır.

Atatürk *“Onuncu Yıl Marşı”* yazılırken tek bir dizeye müdahale ederek
silmiş *“yurdun her bir tepesinde dumanlar tütüyor”* dizesi yerine *“demir
ağlarla ördük, anayurdu dört baştan” *dizesini yazmış ve Behiç Bey’e hitaben
*“sizin emeğiniz bu şekilde daha iyi dile getiriliyor” *demiştir.

Kariyerinin son aşamalarında Behiç Erkin önce Budapeşte Büyükelçiliği yapmış
(1928-1939), sonra da kendisini yeniden bir savaşın ortasında bulmuştur.
1939 yılında Türkiye’nin Paris Büyükelçisi olarak Fransa’ya atanır ve göreve
başlar. Bu görevinde de tarihte eşi ender görülen bir insanlık görevinin
altına imza atacaktır bu defa.

Nazi işgali altındaki Fransa’da görev yaparken, tüm Yahudilere iş
bıraktırırılıp, toplama kamplarına sevkedildiği günlerde (hiçbir ülke
büyükelçisinin yapmadığı şekilde) Fransa’daki Türk Yahudilerine bu işlemi
kimsenin uygulayamayacağını dile getirip, 9.000'i Türk yahudisi olmak üzere,
20.000′e yakın Yahudiye Türk pasaportu vererek hayatlarını kurtarmıştır.
Ayrıca pek çok Yahudi için, Bu ev veya işyeri bir Türk’e aittir şeklinde
belge hazırlatarak toplama kamplarına gitmekten kurtarmış, gönderilenler ise
elçilik ve konsolosluğun insanüstü çabalarıyla bir süre sonra tek tek bu
kamplardan geri alınmıştır.

Yahudi asıllı Fransa eski Başbakanı Leon Blum bile Naziler tarafından
toplama kampına atılan oğlu için Behiç Bey’e başvurur ve Behiç Bey bir
Fransa Başbakanı’na bile yardım eli uzatır ve Leon Blum’un oğlunu,
arkadaşları ile beraber temerküz kampından kurtarılmasını sağlar.

Fransa eski Başbakanı Leon Blum’um Behiç Bey’e teşekkür mektubunun
orijinali, Ankara Üniversitesi, *"Dil,Tarih ve Coğrafya Fakültesi" *içindeki
Inkilap Tarihi Müzesi’nde saklanmaktadır.

Behiç Bey ve mesai arkadaşları inisiyatif kullanarak ve kendi hayatlarını
tehlikeye atarak işbirlikçi Vichy Hükümeti ve Başkan’ı Laval ile Avrupa’daki
bütün Yahudilere *"nihai çözüm"* diye tanımladığı, soykırım yapmak için gözü
dönmüş Hitler’in, Nazi Almanyası’na karşı gelerek 9.000'i Türk yahudisi
olmak üzere 20.000′e yakın Yahudiyi soykırımdan kurtarmıştır.

6.000.000 yahudi soykırıma uğramak üzere bilmedikleri bir istikamette raylar
üzerinde trenlerle Auschwitz’e doğru ölüme yol alırken, Behiç Erkin 20.000′e
yakın Yahudiyi aynı rayların ters istikametinde, hem de Almanya toprakları
üzerinden yaşama, yani Türkiye’ye göndermeyi başarmıştır.

Behiç Erkin’in insanlık adına Yahudilere yaptığı yardımların haberi
Atlantik’in öbür yakasındaki Amerika’ya dahi ulaşmıştı: 17 Haziran 1943
tarihinde Washington Post gazetesinin başlıklarınından biri şöyleydi
*"Büyükelçi’nin
suçlandığı aktivitelere kuvvetli Nazi engellemesi"*.
Behiç Erkin’in tarihte eşine ender rastlanacak bu insanlık dersi, torunu
Emir Kıvırcık tarafından "*Büyükelçi"* isimli kitapta anlatılmıştır. Bizzat
kaleme aldığı anıları ise yayımlanmayı beklemektedir.

İsrail Yad Vashem Vakfı’nın *"Milletler içinde Adil Kişiler"* (Righteous
Among the Nations) resmi listesine alınması için başvuru 2007 yılında
yapılmıştır.

Tarihte Atatürk’ün yakın arkadaşı ve silah arkadaşı olarak bilinen Behiç
Erkin’in gerek Çanakkale Harbi’nin lojistiğini, gerek Kurtuluş Savaşı’nın
lojistiğini, o yokluk günlerinde, Turgut Özakman’ın deyimi ile "bir lojistik
mucizesini" nasıl başarı ile idare edip gerçekleştirdiğini ve Türkiye
Cumhuriyeti’nin kurulmasındaki, sağlam temeller üzerine oturtulmasındaki
payını, emeğini torunu Emir Kıvırcık, dedesinin Inkilap Tarihi Müzesi’ndeki
tam 61 yıl boyunca gün gün tuttuğu toplamı 960 defter olan günlüklerinden
derleyerek *"Cepheye Giden Yol"* isimli kitapta belirtmiştir.





"Kendi İçinde Yolculuk Yap.
Günlük Tut.
Kalbin, Gönlün, Vicdanın Ne Diyor?
Neyi Öne Çıkarıyor?
Dünyaya Bilinçli Bakmanın Yolu Başta Bu İç Yolculuktan Geçiyor.."


NaDiDe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Paylas Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tags
1876, 1961, behiç, erkin, istanbul, miralay


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
( 03/09/1999 ) İstanbul Radyosu'nun ilk spikerlerinden Tarık Gürcan, İstanbul'da 71 y Usta Önemli Günler 0 03-09-13 13:41
( 03/09/1999 ) İstanbul Radyosu'nun ilk spikerlerinden Tarık Gürcan, İstanbul'da 71 y Usta Önemli Günler 0 03-09-13 13:11
( 29/08/1855 ) Osmanlı'da ilk telgraf görüşmesi yapıldı. İstanbul-Edirne, İstanbul-Şu Usta Önemli Günler 0 29-08-13 01:40
İstanbul Fotoğrafları Sergisi (Dört Mevsim İstanbul) KaRaMeL Tiyatro/Sahne/Sergi 0 28-09-12 14:38
Efsane İstanbul: Bizantion'dan İstanbul'a - Bir Başkentin 8000 Yılı KaRaMeL Arşiv 0 29-05-10 21:44

sinan525 saat..

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Sorunlarınız için bizimle iletişime geçin
Ağızdan çıkan söz, yaydan fırlayan oka benzer. İkisini de geri getirmek mümkün değildir. Ok atılmadan önce iyi nişan alınmalı, söz söylenilmeden önce iyi düşünülmelidir.
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sohbet Chat Sohbet Odaları
Sohbet