Geri git   ParkSohbet.Com Forumları > > >

Dünyadan Haberler Dünyada neler Oluyor ? Anında Ve doğru haber burada..

Sponsor Reklam Alanı

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 12-07-10, 07:46   #1
DesTe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 28.10.2009
Mesajlar: 3.661
Beğendikleri: 0
Beğeni Puanı: 0
Tecrübe Puanı: 13
DesTe is on a distinguished road
Tesekkür: 0
0 Mesajina 0 Tesekkür Aldi
Question İki DEVLET bir MİLLET



JAPONLARIN YENİLMESİ FIRSAT OLDU
Japonların 2. Dünya Savaşında yenilmesinin ardından ikiye bölünen yarımadada SSCB’nin destek verdiği kesime Kuzey Kore, Amerikalıların destek verdiği kesime ise Güney Kore denilmiş




SUNUŞ
Bir yarımada düşünün ikiye bölünmüş. Birbirine küs insanlar. Düşman kardeşler birbirlerine Kuzey ve Güney Kutbu kadar uzaklar. 1905 yılında Japon istilasına uğramış. Japonlar 2. Dünya Savaşında yenilgiye uğrayınca Kore egemenliğini ilan etmiş (1945). Soğuk savaş yıllarında yarımada ikiye bölünmüş. SSCB’nin destek verdiği kesime Kuzey Kore, Amerikalıların destek verdiği kesime ise Güney Kore denilmiş. Stalin’in desteğini arkasına alan Kuzeyliler yüklenince Güneyliler Birleşmiş Milletlerden yardım istemiş. Ve Türkiye 5 bin 500 askerle katılmış çağrıya. İnsanoğlu kuş misali. Kâh orada, kâh burada. Artık dünyanın bir ucundan diğer bir ucuna gitmek 1 günü bile almıyor. Amerika, Afrika veya başka bir diyarda rızkınız var ise bunun peşinden koşup yiyeceksiniz. İçecek suyumuz varmış düşüyoruz Güney Kore yollarına. Araları limoni olan Kuzey ve Güney Kore arasında son günlerde savaş rüzgârları esiyor. İki ülke gemileri açık denizde birbirlerini taciz ediyor. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de ziyaret ettiği Güney Kore’yi bir de bizden dinleyin...

Yolculuk başlamadan önce Güney Kore’ye gidenlerden bilgiler toplamaya başladım. Nereler görülür? Ne alınır? Seul uçağına bindiğimizde Koreliler bizi tebessümle karşılayıp selamladılar. Minnetlerini saklamadılar. Uçak 23.45’te havalandı. Sabah oldu, öğlen oldu hâlâ yoldayız. Hiç bu kadar uzun yolculuğa çıkmadım. Git git bitmiyor. Uzun yolculuklar için THY en iyi uçaklarını devreye sokmuş. Önünüzdeki LCD monitörde envai çeşit film, oyun, belgesel, çizgi film mevcut. Zaman bir şekilde geçiyor. Nitekim tayyare alçalmaya başlıyor, büyük Kore yarımadasının kenarlarına serpilmiş gibi duran adacıklar muhteşem görünüyor.

Türkler torpilli
Nihayet uçağımızın Seul’e 1 saat uzaklıktaki “Inchon Hava Limanı”nın pistine indi. Her defasında Türkiye’yi çok sevdiklerini dile getiren Güney Korelilerin eğilmeleri bizi mahcup ediyor. Bugüne kadar birçok ülke gezdim fakat ilk defa bir pasaport kontrolünden bu kadar rahat geçiyorum. Güler yüzlü memur hoş geldiniz dedikten sonra pasaportumuzu istiyor ooo “Törki” dedikten sonra yüzüne bir tebessüm yayılıyor. Hiçbir soruya ve baskıya uğramadan pasaport kontrolünden geçip 90 günlük vizemizi alıyoruz. Ailemize sağ salim vardığımızı haber vermek için telefonumu çıkardım. İşin garibi telefonda servis dışıdır yazısı var. Kimsenin telefonu çalışmıyor. Sonradan öğrendik, bu ülkenin sistemi tamamen farklı. Hemen ileride bir tabela gözümüze çaptı “telefon kiralama merkezi”. Ehhh dedim ticaret bu olsa gerek.

Kulelerin gölgesinde
Genelde hava limanı ile Seul merkezine gidişlerde otobüsler kullanılıyor. Kendime uygun bir pencere seçip seyre başlıyorum. Yorgunuz fakat tatlı bir heyecan var. Gözüme ilk olarak pirinç tarlaları çarpıyor. Seul’e yaklaştıkça kulelerin uçları belirmeye başlıyor. Yollar geniş ve düzgün. Muntazam levhalar, şeritler ve bariyerler. Her şey kusursuz. Yavaş yavaş yerleşim alanları başladı. Derken devasa binaların koyu gölgeleri üzerimize abandı.. İnanamadım önce bu kadar muntazam yapılar nasıl bir nakış gibi işlenmiş topraklara. Adamlar çalışmış abi... Yapmışlar.

Trafik İstanbul’u aratmıyor
Ertesi gün çok zinde uyandım. Kendimi sürprizlere hazırlayıp Seul sokaklarına daldım. Gün yüzüyle baktığımızda Avrupa ve özellikle yapılaşmada Amerika tarzı ağırlıkta. Daha gezinin ilk saatlerinde şu kanaate vardım; “Seul’u görenler İstanbul trafiğine razı olacak.” Burada günün her saati bir trafik keşmekeşi yaşanıyor. Seul 15 milyon nüfusu ile İstanbul’u andırıyor. Ancak caddeler bizimki gibi değil oldukça geniş.
Malum 2002’de Seul’de Dünya Kupası maçları oynanmıştı. O sebeple çekidüzen verilmiş. Seul’un ortasından geçen Han nehri şehri iki yakaya bölmüş, aynı İstanbul gibi. Malum bizde taksiler tek renktedir, burada ise siyah ve gri renkte iki çeşit taksi var. Siyah olanlar lüks, gri olanlar ise normal tarifeden işliyor. Yalnız kimse alınmasın buranın normal taksileri bile bizimkilerden daha konforlu.

En akıllı iş metro kullanmak
Arkadaş, ben trafiği çekemem diyorsanız metroya bineceksiniz. Yoksa gününüzün büyük bölümü yollarda geçer. Sonra “vay efendim duymadım, bilmiyordum” demeyin. Seul, Avrupa’dakileri gölgede bırakacak kadar hızlı, modern bir metro ağına sahip. İstasyonları geniş ferah. Vagonun sonundaki bir bölüme yer olmasına rağmen insanların oturmadığını fark ettim. Dikkatlice baktığımda bir tabela gördüm. “Yaşlı, sakat, hamile, gazi ve hastalara aittir!” Boş olduğu halde kimsenin oturmaması garip. Gençler yaşlılara yer veriyor, demek ki medeniyet ölmemiş. İnsanlar metroda ya kitap okuyor, ya elindeki teknolojik cihazlarla meşgul oluyor ya da müzik dinliyorlar. Boş duran yok. Hele konuşma ve gürültü hiç yok.
Sessiz mi sessiz. Sadece rayların tıkırtısı duyuluyor. Tuhaf...



Geleneksel kıyafetli kızlar, Şogun ve Efendi Toranaga’lar
Şehir merkezine gelinceye kadar bizim Boğaz köprülerimiz gibi birçok köprü saydım. Bizde üçüncü köprü yapılacak diye bir sürü problem çıkarılırken burada iki yakayı birleştiren onlarca köprü var. Rehberimiz 60’a yakın köprü olduğunu söyleyince çok şaşırdım. Nihayet otelimize geldik. Kapıda çekik gözlü erkekler yine eğilerek karşılayıp kapımızı açtılar. Bir zamanlar TRT’de yayınlanan Asya dizisi “Şogun” ve “Efendi Toranaga” ismi hatırıma geldi. Yüzümde bir tebessüm taaa çocukluk yıllarıma gittim geldim o arada. Otelin içi oldukça modern olmasına rağmen Kore sanatından esintiler sunuluyor. Kore’ye özgü halk oyunları ekiplerinin elbiseleri görmeye değer. Uzak Doğu filmlerini izleyenler sanırlar ki her çekik gözlü muhakkak karate veya diğer dövüş sanatlarını bilir. Kim selam verse hemen mukabele ediyorum. Ne olur ne olmaz... İşlemler bittikten sonra odamıza çıktık. Odanın kapısını açmamla kendimi yatağa atmam bir oldu. Çünkü 10 saatlik uçak yolculuğuna bir de saat farkı eklendi bir günü 6 saat fazla yaşamak zorunda kaldık.
DesTe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Paylas Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tags
bir, devlet, mİllet, İki


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tc İle E-DEVLET Girişi Nasıl Yapılır?- Kimlik No İle E-DEVLET Giriş İşlemleri Yumak Bilelim Öğrenelim 0 01-03-14 17:06
YATIRIMLIK FINDIKZADE MİLLET CAD. 450 m2 ÜÇ KATLI İŞYERİ Usta Emlak 0 15-08-13 15:34
Devlet Agorası ölüm Arşiv 0 07-03-10 01:18
Devlet S?rr? Msn Arşiv 0 30-07-09 12:50
Devlet Oyunları Msn Arşiv 0 22-05-09 19:40

sinan525 saat..

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Sorunlarınız için bizimle iletişime geçin
Ağızdan çıkan söz, yaydan fırlayan oka benzer. İkisini de geri getirmek mümkün değildir. Ok atılmadan önce iyi nişan alınmalı, söz söylenilmeden önce iyi düşünülmelidir.
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sohbet Chat Sohbet Odaları
Sohbet