|
|
|
#1 |
|
Banned
Üyelik tarihi: Oct 2009
Nerden: Karaelmas Diyarı
Yaş: 25
Mesajlar: 37
Tecrübe Puanı: 0 ![]()
Takımı:
|
HAZRETI ADEM A.S
Insanin yaratilmasindan cok, ama pekcok zaman evvel yeryüzünde hayat baslanmistir. Cinler, hayvanlar ve bitkiler, insandan önce yaratilmis ve yeryüzünde yerlestirilmis olan varliklardir. Cinlerin vazifesi, yeryüzünü imar etmek, diger varliklardan sorumlu olmak ve onlara ev sahipligi yapmaktir. Yani insanlardan önce, arzin halifesi olma görevi cinlere aitti. Cenab-i Hak, onlari da "kendisini tanimalari, ibadet ve taatta bulunmalari icin yaratmisti. Fakat cinler, kendilerinden beklenen bu vazifelerin tam aksine hareket ettiler. Yeryüzünü imar edip senlendirmek yerine, orada fesad ve isyan cikardilar. Birbirlerini öldürerek zulüm yaptilar. Allah´a kulluk vazifesinden yüz cevirdiler. Bu fesad ve isyanda o kadar ileri gittiler ki, nihayet yaptiklari kötülükler, iyiliklerini kat kat gecti. Bunun üzerine yeryüzünün sahipligi makamindan azledildiler. Cenab-i Hak, onlarin yerine, yeryüzünü imar edip idare edecek yeni bir mahluk yaratmayi murad etmisti. Iste yaratilacak olan bu yeni mahluk, insan nesli idi. Yeryüzünün Halifesi Insanoglunun ilk babasi, Hz. Adem´dir. Cenab-i Hak, ilk insan olarak onu yaratmis; daha sonra da esi Hz. Havva´yi yaratarak, insan neslinin bu iki aslindan, sair insanlari cogaltmistir. Hz. Adem ile Hz. Havva Yeryüzünde Hz. Adem Babamiz ile Hz. Havva Validemiz yeryüzünün iki ayri yerine indiler. Hz. Adem(a.s.) Hidistan´in güneyinde bir ada olan Seylan Adasina, Hz. Havva Validemiz de Cidde´ye indirildi. Uzun zaman birbirlerinden ayri yasadilar. Insan Neslinin Cogalmasi Hz. Adem´le Hz. Havva Validemizin yeryüzünde bulusmalarindan sonra, insan nesli süratle cogalmaya basladi. Taberi Tarihinde bildirdigine göre, Hz. Havva Validemiz her dogum yaptiginda, biri erkek biri de kiz olmak üzere ikiz doguruyordu. Insan neslinin cogalma zaruretinden dolayi, ilk zamanlarda kardesler arasinda evlenme yasak edilmemisti. Bunun beraber ayni anda dogan kiz ve erkek, birbirleriyle evlenmezler; ancak bir önce veya sonra doganlarla evlenebilirlerdi. Zamanla cogalma muayyen bir seviyeye gelince bu zaruret ortadan kalkti. Ve ilk olarak Hz. Nuh´un seriatiyla kardesler arasinda evlenmek yasaklandi. Hz. Nuh´dan sonra bütün dinlerde bu yasak kesin olarak devam etmistir. Hz. Adem, vefatina kadar peygamberlik vazifesini ifa etti. Cenab-i Hak ayrica kendisine, emir ve yasaklarini gösteren on sahifelik bir talimat (suhuf) indirmisti. Hz. Adem bu talimati vazifesinin en büyügü kabul edip, ogullarina harfiyen ögretiyordu. Iblis´in insanlara olan düsmanligini ve ondan sakinma yollarini, kendisinin ona bir kere aldandigini ve bu aldanma yüzünden de Cennetten gecici olarak mahrum kaldigini anlatiyordu. Ayrica bu dünyanin muvakkat bir kazanc yeri olup, asil hayatin ahiret hayati oldugunu söylüyor, insanlarin burada islediklerinin karsiligini orada muhakkak göreceklerini, onun icin seytana aldanmamalarini devamli telkin ediyordu. Bu mealdeki pek cok hakikatlari bikmadan usanmadan izah ediyor, tekrar tekrar anlatiyordu. Nihayet Hz. Adem, bin sene kadar bir ömür sürdükten sonra vazifesini hakkiyla yerine getirmis olarak bu fani hayata veda etti. (Peygamberler Tarihi/Bünyamin Ates) |
|
|
|
| Sponsored Links |
|
|
#2 |
|
Banned
Üyelik tarihi: Oct 2009
Nerden: Karaelmas Diyarı
Yaş: 25
Mesajlar: 37
Tecrübe Puanı: 0 ![]()
Takımı:
|
HAZRETI SIT A.S
Kabil´in Habil´i öldürüp babasinin yaninda ayrilmasindan bes yil sonra, Cenab-i Hak, Hz. Adem´e bir cocuk ihsan etti. Yanliz bu cocuk, evvelkiler gibi ikiz degildi. Kiz kardessiz olarak dogan bu cocugun, Hz. Adem´e, Habil bedeline verildigi ve ona "Sit" ismini vermesi emredildi. Islam kaynaklarinda Hz. Sit´ten, "Sis" olarak da bahsedilmektedir. Sit ismi, Ibranicedir. Arabca karsiligi, Hibetullahtir (Allah´in hibesi). Hz. Adem vefat etmeden evvel, kendi yerine oglu Sit´i vasiyet etmis ve insanlarin idaresini ona birakmisti. Hz. Adem´in vefatindan bir müddet sonra, Hz. Sit´e peygamberlik vazifesi de verildi. Kendisine elli sahifelik bir kitabin (suhuf) inzal edildigi de rivayetler arasindadir. Hz. Sit (a.s.), Mekke´de oturuyordu. Dokuz yüz on iki ömür sürerek vefat etti ve babasi Hz. Adem´in yanina gömüldü. (Peygamberler Tarihi.Sf.86/Büyamin Ates) HAZRETI IDRIS A.S Hz. Idris (a.s.) Hz. Sit´in torunlarindandir. Seceresi, bes nesilde Hz. Sit´e dayanir. Hz. Idris´in (a.s.), Ibranice Tevrat´taki ismi Henuh veya Uhnuh´dur ve Hz. Sit´ten sonra peygamber olarak gönderilmistir. Hz. Idris´e otuz sayfalik bir suhuf indirilmis, o da bu suhuftaki hakikatlari okuyup anlatarak kavmini hakka ve hidayete davet etmistir. Fakat insanlarin cogu onu dinlememis, ancak pek az kimse iman ve itaat etmistir. Rivayete göre yeryüzünde ilk defa kalemle yazi yazan Hz. Idris´dir (a.s.). Bundan baska, Hz. Idris´e gelinceye kadar, insanlarin sirtlarina post ve deri giydikleri, igne ile dikilen elbiselerin giyimine ilk defa Hz. Idris ile baslandigi da rivayetler arasindadir. Bunun icindir ki, terziler Hz. Idris Aleyhisselami kendilerine pir kabul etmislerdir. Hz. Idris´in Sema´ya Cekilmesi Hz. Idris Aleyhisselamin, Hz. Adem´le , Hz. Sit gibi yeryüzünde vefat ettigi sabit degildir. Meryem Suresinin 57, "Onu yüksek bir mekana yücelttik" mealindeki ayet-i kerimesini tefsir eden mufessirler; Hz. Idris Aleyhisselamin, Hz. Isa gibi sema´ya cekildigini ifade etmislerdir. (Peygamberler Tarihi.Sf.87.88/Bünyamin Ates) HAZRETI NUH A.S Hz. Nuh, kirk yaslarina gelince, sapikligi son haddine gelmis olan kavmini irsad ile vazifelendirildi. Allahtarafindan vahye mazhar kilinip peygamberlik verildi. Hz Nuh, kavminin durumunu ve ahlakini yakinen bilerek, her türlü sIkintiyi göze alarak peygamberlik vazifesini kabul ediyordu. Allah´a güvenip dayanarak akillara hayret veren cetin mücadelesine basliyordu. Hz. Nuh, kavminin ileri Gelenleriyle Hz. Nuh, büyük bir azim ve sebatla, hic yilmadan, senelerce hakki teblige devam etti. Bu kadar büyük bir gayretin neticesi olarak, sayilari az da olsa etrafinda bir mu´minler cemaati meydana gelmeye baslamisti. Nuh Kavminin putperest idarecileri türlü türlü zulüm ve ihanetlere basvurduklari halde, ne Hz. Nuh´a, ne de onun bu sadik ashabina hic bir sey yapamiyorlardi. Her gecen gün inananlarin sayisinin birer ikiser artmasi, onlari kahrediyor, cesitli endiselere sevk ediyordu. Bu sebeble, gün gectikce yayilan iman cereyaninin kaziyacak yeni yollar ariyorlardi. Hz. Nuh´un Vaile ismindeki karisi, Hz. Nuh´a iman etmemis oldugu icin, gemiye binmedi. Vaile, Hz. Nuh´a inanip ona dava arkadasi ve can yoldasi olacagi yerde, bu liyakati gösteremeyip, küfürde israr etmisti. Bununla da kalmayip, Hz. Nuh´un gizli sirlarini, kavminin putperest reislerine ulastirmak suretiyle ona ihanet edip arkadan vurmaya da calismisti. Hz. Nuh´un yüzüne karsi "mecnun" diyecek kadar da küstahlikta ileri gitmisti. (M.H.Yazir,a.g.e., VI:5131). Hz. Nuh, kirk yaslari civarinda peygamber olduktan itibaren, 950 sene hic yilmadan risalet vazifesi ifa etmistir. Sonra Tufana sahid olmus ve kuvvetli rivayetlere göre, Tufan sonrasi altmis senelik bir ömürden sonra rahmet-i Rahmana kavusmustur. (M.Vehbi,a.g.e.,X/4176). Böylece bütün ömrü, 1050 sene olmaktadir. Tufandan sonra insanoglu, Hz. Nuh evlatlarindan ve onunla beraber olanlarin neslinden cogalmistir. Rivayete göre, Hz. Nuh´un ogullarindan Sam; Arab, Fars Ve Rumlarin babasi; Ham, Sudanlilarin babasi; Yafes de Türklerin babasidir. (Peygamberler Tarihi/Bünyamin Ates) Tabari´nin Rasulullah (s.a.v)´e dayandirilan bir rivayetine göre Tufan, alti ay sürmüstür. Recebin ilk günlerinde baslayan Tufan, Muharremin onuncu gününde son bulmus ve gemi Cudi daginin üzerine oturmustu. Nuh (a.s), sukur icin, herkese oruc tutmasi emretmistir (Taberi, a.g.e., I, 190). (Samil Islam Ansiklopedisi/Heyet) Konu DesTe tarafından (02-01-2010 Saat 12:23 AM ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Banned
Üyelik tarihi: Oct 2009
Nerden: Karaelmas Diyarı
Yaş: 25
Mesajlar: 37
Tecrübe Puanı: 0 ![]()
Takımı:
|
HAZRETI HUD A.S
Ad Kavmi Bu arada Hz. Nuh torunlarindan biri olan Ad da, Yemen´de Hadramut civarinda Ahkaf adiyla bilinen bir yere yerlesmisti. Ad´in nesli cogala cogala nihayet büyük bir kavim oldu. Bu kavim, dedeleri Ad´a nisbet ederek, Ad Kavmi diye anilmaya basladi. Ad Kavmininin yasadigi yerlerin suyu ve yagmuru bol ve topragi cok verimli idi. Baglar, bahceler, yesil yesil vadiler her tarafi cepecevre sarmisti. Bu zalim ve hunhar kavim icinde, halim selim ve müsfik bir kimse yasiyordu ki, bu zatin nesli, bir kac nesil öncesinde Hz. Nuh´a dayaniyordu. Ve ismi de Hz Hud idi. Hz. Hud, temiz ve itibarli bir aileye mensubtu. Dogrulugu, düsürtlügü, cesaret ve zekasiyla kavmi icerisinde sevilir bir zat olmustu. Halkin öylesine güvenini kazanmisti ki, ona "emin" lakabini vermislerdi. Hz. Hud, kavminin sapiklik ve zulümlerine son derece üzülüyor, fakat kari da cikamiyordu. Vaziyetin bu derece vahametine ragmen, icinde yine de bir ümit vardi. Ya o birseyler bekliyor veya onu birseyler bekliyordu. Nihayet bekledigi oldu. Diger peygamberler gibi, Hz. Hud da, bu yoldan cikmis kavmini, iman ve istikamet yoluna getirmek icin, peygamber olarak vazifelendirildi. Hz. Hud Aleyhisselam, kavminin huy, ahlak ve mizacini ve onlarin hassas ve zayif damarlarini bildigi icin, bu hususlari göz önünde bulundurarak, günün sartlarina uygun bir sekilde hakki teblige baslamisti. Allah´tan baska seylere ibadet eden., maddi güc ve kuvvetleriyle gururlanan kavmini, putlara tapinmayi terkederek, Allah´a iman etmeye davet ediyordu. Kavmine, sahip olduklari güc ve kuvvetin, Allah tarafindan verildigini hatirlatiyor, onlari Allah´a karsi sukur ve ibadete, günahlardan tevbeye cagiriyordu. Fakat kavminin, Hz. Hud Aleyhisselami dinledikleri yoktu. Hz. Hud, onlarin isledikleri bütün haksizliklari ve zulümleri yüzlerine vurur, dalalet ve sefahatte olduklarini ifade ederdi. Sarsar Dehset Saciyor Putperest kavmin eza, cefa ve alaylarina aldiris etmeksizim, Hz. Hud´la omuz omuza canlari bahasina gayret gösteren mu´minlerle Hz. Hud, hep beraber bir yerde toplanmislardi. Etrafa dehset sacan bu rüzgar, onlarin kilini bile kipirdatmadigi halde, "Bizden daha kuvvetli kim olabilir?" diye bübürlenen Ad kavmini, saman cöpü gibi savuruyordu. (Ahkaf Suresi,25). (Peygamberler Tarihi/Bünyamin Ates) Bu muhterem peygamber, bircok mucizeler gösterdi. Fakat inanmadilar. Nihayet yedi gün sekiz gün devam eden siddetli bir rüzgar ile helak oldular. Hazreti Hud da, kendisine iman edenlerle beraber cikip baska tarafa gitti. Yüz elli sene yasadigi ve Mekke-i Mukerreme´de veya Hadremut´da gömüldügü rivayet edilmistir. (Büyük Islam Ilmihali.Sf.479/Ömer Nasuhi Bilmen Hoca) HAZRETI SALIH A.S Semud Kavmi Ad Kavminin helakinden kurtulan mu´minler, yerlesecek yeni yerler bulmak üzere, Arabistan´in cesitli bölgelerine dagilmislardi. Bu büyük felaketten Hz. Hud´la birlikte kurtulanlardan birisi de, Hz. Nuh´un oglu Sam´in neslinden gelen Semud idi. Muminler Arabistan Yarimadasinin cesitli bölgelerine yerlesirken, Semud da, Medine ile Sam arasinda Arabistan Yarimadasinin kuzey batisinda bu gün "Vadi-il Kura" diye bilinen bölgenin "Hicr" mevkiinde yerlesmisti. (Ö.N.Bilmen.,II/1048). Burada gittikce cogalan Semud´un torunlari evvela bir kabile, daha sonra büyük bir kavim oldu. Böylece bu kavim gittikce gelismeye basladi. Semud Kavmi putlara tapmakta devam ederken, kavmin esrafindan Ubeyd adinda muhterem bir zatin Salih isimli bir cocugu dünyaya geldi. Büyüdükce kavmin sevgisini celbediyordu. Bir gün bile putlara tapmamisti. Putperest kavmi, onda büyük bir fazilet ve olgunluk gördükleri icin, "Bunda bir kabiliyet var, ilerde bundan cok istifade ederiz" diye Salih´in putlara tapmayisina bile müsamaha gösteriyorlardi. Ona dokunmazlar ve kimseye de dokundurmazlardi. Hz. Salih bu iman ve Tevhid davasini sadece mücerret iddia halinde birakmiyor. ayrica akli ve mantiki deliller de serdediyordu. Önce herkesin anlayabilecegi bir sekilde, insanin yaratilisindaki incelikleri anlatmis, bu yaratilisin ilim, irade, kudret ve külli bir suuru gerektirdigini nazara verip, onlarin taptiklari putlarin bu gibi vasiflara sahip olmadigini, binaenaleyh hakiki mabud da olmayacaklarini isbat etmisti. Semud Kavminin helak olusu Cebrail (a.s) vasitasiyla Hz. Salih´e durumu haber vermis ve mu´minleri de alarak sehrin disina cikmasini vahyetmisti. Hz. Salih de o beldeyi terketmis ve dört bin kadar mu´mini de beraberinde götürmüstü. O gece yarisindan sonra Hicr sehri üzerinden bir toz bulutunun yükseldigini görünce, kavminin helak oldugunu anladi ve durumu mu´minlere de haber verdi. Gökyüzünden korkunc gürültülü bir ses, bir sayha (Hud Suresi, 68;Kamer Suresi, 31) gelerek, Semud Kavmini oldugu yerde helak edivermis, (Hud Suresi, 67)sehrin altini üstüne getirmisti. Hz. Salih, helak´tan sonra mu´minlerle beraber harabezara dönen Hicr sehrine dönüp ibretle o dehsetli manzarayi seyretti (M.Vehbi, a.g.e., IV/1667) ve helak olanlara hitaben söyle dedi: "Ey kavmim, sizden hic bir ücret taleb etmeden, sadece Rabbimin risaletini teblig ettim! Sizler bu duruma düsmeyinesiniz diye, nice nice nasihatlar ettim. Ama siz dinlemediniz. Sonra da haliniz böyle oldu." (Araf Suresi, 79). Bundan sonra Hz. Salih, dört bin kadar ashabiyla birlikte, bir rivayete göre, Sam tarafina giderek Remle kasabasina yerlesti. Hadramut tarafina gittigi de rivayetler arasindadir. (Tecrid Terc., IX/138). Ibn-i Kuteybe´ye göre, Hz. Salih, Semud Kavminin helakindan sonra, ashabiyla yirmi sene daha yasamis ve yüz elli sekiz yasinda Rabbimizin rahmetine kavusmustur. (Terc Terc., IX139; Ö.N. Bilmen, a.g.e., II/1049). (Peygamberler Tarihi/Bünyamin Ates) |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Banned
Üyelik tarihi: Oct 2009
Nerden: Karaelmas Diyarı
Yaş: 25
Mesajlar: 37
Tecrübe Puanı: 0 ![]()
Takımı:
|
HAZRETI IBRAHIM A.S
Babil halki Babil ahalisi arasina, yildizlara tapmaktan ibaret olan "Sabie" dini yaygindi. Iste Hz. Ibrahim, bu kavme peygamber olarak gönderilmistir. Hz. Ibrahim´in nesebi Hz. Ibrahim´in nesebi hakkindaki rivayetler muhteliftir. Fakat bu rivayetlerin hepsi de, neseb silsilesinin, Hz. Nuh´un oglu Sam´a kadar vardiginda ittifak etmislerdir. Hz. Ibrahim´in (a.s.) babasinin ismi Tareh idi. Nemrud tarafindan puthaneye bekci tayin edildikten sonra, bu isim Azer olarak degistirilmistir. Azer, ayni zamanda puthanedeki putlardan birinin ismi idi. Hz. Ibrahim´in babasinin ismi, Kur´an-i Kerim´de Azer olarak gecmektedir. (En´am Suresi, 74) Tevrat´ta ise Tareh olarak zikredilir. (Tevrat, Tekvin babi,11-24). Hz. Ibrahim´in peygamberligi ve babasini imana daveti Hz. Ibrahim´in putlarla alay eder tavrini gören bazilari nihayet onu babasina sikayet ettiler. Azer, zaten oglunun bu vaziyetini az cok biliyordu. Sikayetlerde cogalinca, Hz. Ibrahim´i cagirip biraz azarlamak ve nasihat etmek istedi. Tam bu sirada Hz. Ibrahim´e, peygamberlik verilmis, kavmini hakka ve imana cagirmakla vazifelendirilmisti. Hz. Ibrahim babasinin bu davetini firsat bilip, davasini ilk defa ona teblige basladi: "Ey babacigim, isitmeyen ve görmeyen,sana isabet eden hic bir belayi senden def edemeyen bir takim cansiz seylere nicin ibadet edersin? Nicin onlari mabud edinirsin? Ibadete asil layik Mabud odur ki, görür, gösterir, isitir, isitirir ve kendisine ibadet eden kullarinin belalarini def eder. Sizin elinizle yaptiginiz bu cansiz seylere ibadet etmenize sasiyorum." Hz. Ibrahim´in putlari kirmasi Babil halki bayram günleri kurbanlar keser, yemekler pisirir ve mabetlere götürerek putlarin yanlarina koyarlardi. Sonra bayram yerlerinde toplanirlar, gülüp oynayip senlik yaptiktan sonra, tekrar geri dönüp, putlarin yanlarina koyduklari yemekleri afiyetle yerlerdi. Bütün ahali bayram yerine gittikten sonra, Hz. Ibrahim sür´atle puthaneye geldi. Putlarin önünde cesit cesit yemek, meyve serbet vesaire vardi. Onlarin karsilarina gectikten sonra, "Haydi buyurunuz, su yemeklerinizi afiyetle yiyiniz. Haydi haydi, benden sIkilip utanmayiniz" diyerek alay etti. (Saffat Suresi, 91-92) Daha sonra yaninda getirmis oldugu balta ile bütün putlari parca parca etti. Sadece büyük putu kirmadi ve baltayi da onun boynuna asti. Musrikler bayram yerinden puthaneye geldiklerinde, gördükleri manzara karsisinda önce cok sasirdilar. ilk saskinlik gecer gecmez de sinirlerinden küplere bindiler. Nemrud ve kavminin helaki Cenab-i Hak, Hz. Ibrahim´e, Sam tarafina gitmelerini vahyetmisti. Hz. Ibrahim, hicretten evvel, amcasinin kizi Hz. Sare ile de evlenmisti. Böylece Hz. Ibrahim; esi Hz. Sare, kardesi oglu Hz. Lut ve az sayidaki mu´minler grubu ile birlikte yola cikti. Hz. Ibrahim (s.a.) hicret ettikten sonra, geride kalan Nemrud ve kavmi, sivrisineklerin istilasina ugradilar. Bircoklari sivrisinekler tarafindan helak edildi. Geriye kalanlar da rahatlari bozuldugu icin baska yerlere göc etmeye basladilar. Nihayet sivrisinek Nemrud´un bir anlik gafletinden istifade ile, burnundan iceri girip beynine kadar gitti. Neticede bu kücücük sinek, Nemrud´un hayatina son vermeye sebeb oldu. Ve simdi artik o koca saltanatin yerinde yeller esiyordu. Hz. Ibrahim de iki yüz yasinda iken ruhunu Rabbine teslim etti. Hz. Ibrahim´i Kudus civarinda Habrun kasabasinda bir magaraya defnettiler. Bugün hala bu kasaba Halilurrahman ismiyle meshurdur. (Peygamberler Tarihi/Bünyamin Ates) HAZRETI ISMAIL A.S Hz. Ismail, Hz. Sare´nin hizmetkari olan Hz. Hacer´den dünyaya gelmistir. Hz. Sare ile Hz. Ibrahim´in yaslari cok ilerlemis olmasina ragmen, cocuklari olmamisti. Bu sebeble Hz. Sare, kocasi Hz. Ibrahim´e, hizmetcisi Hz. Hacer´le evlenmesini teklif etti. Neticede Hz. Hacer´le Hz. Ibrahim evlendiler. Iste Hz. Ismail, bu evlilik neticesinde dünyaya gelmistir. Hz. Ismail´in peygamber olusu Daha sonra Cenab-i Hak Hz. Ismail´e peygamberlik vazifesi verdi. Onu Yemen´de oturan Amalikalilar irsada memur etti. Hz. ismail bu kavmin icinde elli yil kalmis, onlara ilahi emirleri teblig etmeye calismistir. Bazilari Hz. Ismail´e iman etmisler, diger bazilari da kufur ve sirkte inat göstermislerdir. Kur´an-i Kerim´de Hz. Ismail´in önce kendi ehline, coluk cocuguna, yakin akrabalarina; sonra da kavmine namaz ve zekati emrettigi zikredilmektedir. (Meryem Suresi, 55) Iste Kur´an-i Kerim´in bu beyanatindan anlasildigi üzere, Hz. Ismail bu Irsad düsturuna rivayet ediyordu. Kendisine vahyedilen dini hükümleri, önce bizzat kendisi yapiyor ve en yakinlarina yasatiyor, sonra da kavmine teblig ediyordu. Hz. Ismail´in vefati Hz. Ismail, yüz otuz yasinda vefat etmistir. Ogullari onu annesi Hz. Hacer´in yanina defnettiler. (Peygamberler Tarihi.Sf.170.171/Bünyamin Ates) Konu DesTe tarafından (02-01-2010 Saat 12:31 AM ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Banned
Üyelik tarihi: Oct 2009
Nerden: Karaelmas Diyarı
Yaş: 25
Mesajlar: 37
Tecrübe Puanı: 0 ![]()
Takımı:
|
HAZRETI ISHAK A.S
Hz. Ishak, Sam ve Filistin halkina peygamber olarak gönderilmistir. Babasi Hz. Ibrahim hayatta iken Sam´da ilahi emirleri teblig etmekle mesgul olan Hz. Ishak, Hz. Ibrahim´in vefati üzerine onun yerine gecti ve onun seriatini etrafa nesretmeye basladi. Hz. Ishak, muazzez pederine fazla benzerdi. Coklari onu Hz. Ibrahim (a.s.)´den ayiramazdi. Sam tarafinda ikamet edip peygamberlik vazifesini ifa ettigi siralarda iki oglu dünyaya geldi. Bunlar Ays ve Hz. Yahub idi. Hz. Yakub, Ays´i takib ederek dünyaya geldigi icin ona Yakub ismini vermislerdi. Ays ile Hz. Yakub birlikte büyüyüp yetistikleri sirada Hz. Ishak (a.s.) bir gün, "Canim et istiyor, hanginiz benim emrimi zez yerine getirir de bana av eti yedirir?" buyurdu. Babalarinin bu istegi üzerine her iki evlat da hemen kalkip ava ciktilar. Hz. Yakub daha ilk firsatta bir av yakalamis ve getirip babasina pismis et halinde ikram etmisti. Hz. Ishak ise gözlerine ihtiyarlik sebebiyle zayiflik geldigi icin kendisine eti getirenin cok sevdigi oglu Ays oldugunu zannederek sevinc icinde ellerini kaldirip, "Ya Rabbi! Neslimden bir peygamber gelecegini buyurmustun. Artik o vaadini, arzumu daha evvel yerine getiren bu oglumdan zuhur ettir" diye dua etti. Bir zaman sonra yakaladigi avla ortaya cikan Ays´in yeni geldigini anlayan Hz. Ishak onun mahzun olmamasi icin Ays´in neslinden de melikler, padisahlar gelmesi icin dua etti. Bunun icindir ki, Hz. Yakub´un neslinden peygamberler gelirken, Ays´in neslinden de cesitli hükümdar ve melikler ciktigi anlatilir. Tarihcilerin beyanina göre, Hz. Ishak, yüz altmis yasinda iken vefat etmistir. Vefati üzerine babasi Hz. Ibrahim´in yanina defnolunmustur. (Peygamberler Tarihi.Sf.172/Bünyamin Ates) HAZRETI LUT A.S Hz. Lut (a.s.), Hz. ibrahim´in kardesi Harran´in ogludur. Ve Hz. Ibrahim´e ilk tabi olanlardandir. (Ankebut Suresi, 26) Bunun üzerine Hz. Ibrahim, zevcesi Hz. Sare´yi ve kardesi oglu Hz. Lut´u alarak Babil´den hicret etti. Hep beraber Harran´ a geldiler. Hz. Ibrahim orada kaldi. Hz. Lut ise, Sedom bölgesine gitti. (AbdulVehhab en-Neccar, Kasasu´l-Enbiya, s. 112) Daha sonra bu kavme peygamber olarak vazifelendirildi. Sedomlular Sedomlular cok ahlaksiz ve edepsiz kavimdi. Yeryüzünde o zamana kadar hic bir milletin islemedigi bir fiili islemeye müptela idiler. Bunlar kadinlar yerine, erkeklere karsi sehvet duyarlardi. Hatta bu hususta o kadar ileri gitmislerdi ki, artik asikare isledikleri bu fiilleriyle iftihar ediyorlardi. Yol kenarlarinda otururlar, gelip gecen erkek yolculara tas atarlar ve onlarla alay ederlerdi. Tas kime isabet ederse atan, o yolcuya musallat olurdu. Binaenaleyh, sehvetin bu gayenin ve mesru olan tarzin disinda, sirf bir zevk ve lezzet vesilesi yapilmasi, insani hayvanliktan da asagi bir mertebeye düsürür. Zira hayvanlar bile, hicbir zaman hemcinsiyle, yani erkek erkege ciftlesmez. Halbuki Sedomlular, böyle seni bir ise müptela olmuslardi. Iste Cenab-i Hak, bu yüzden Hz. Lut´u (a.s) onlara peygamber göndermisti. Hz. Lut´in tebligati Sedomlulara peygamber olarak gönderilen Hz. Lut, onlari hakka ve dogru yola davet etmeye basladi. Onlara, önce peygamber oldugunu ve kendisine itaat etmelerini bildirdi: "Ey kavmim! Ben size gönderilen emin bir peygamberim. Sizler Allah´tan korkun ve bana itaat edin. Nefsinizi günahlardan koruyun." (Suara Suresi, 161-163) Hz. Lut (a.s.) peygamberligini böylece ilan ettikten sonra, kavmini yaptiklari isten nefret ettirmek icin, nasihatlara basladi. Hz. Lut´un karisinin hainligi Hz. Lut, misafirlerini alarak kimseye göstermeden gizlice eve getirdi. Bu durumu, Hz. Lut´un karisi Vahile, derhal kavmine haber verdi. Vahile, aslinda Hz. Lut´a iman etmemisti. Zahirde iman ettigini söyler, fakat imansizligini icinde gizlerdi. Sedomlularin isledigi günahlar onun son derece hosuna gidiyordu. Vahile, Hz. Lut´un misafirlerini onlara haber verip, kavmin misafirlere musallat olmalarina zemin hazirladi. Lut Kavminin helaki Hz. Lut, kendine tabi olanlarla birlikte beldeden ayrilinca sabah vakti azab geldi. Cebrail (a.s) o beldeye kanadini takip havalandirarak altini üstüne getirdi. Insanlarin üzerine ateste pisirilmis, birbirine yapisik balciktan mütesekkil taslar yagdi. Lut Kavmine yagan taslar, yagmur damlalari gibi fasilasiz birbirine arkasindan iniyor; bu esnada da gaibten söyle nidalar geliyordu: "Siz Lut´un lisaniyla haber verilen azabi ve inzari yalanliyordunuz. Simdi o azabi tadin. Hz. Lut´un dogru oldugunu bilin" Bu helak hadisesi, sabahtan gün doguncaya kadar devam etti. Seher vakti azgin Lut Kavmi helak olurken, Hz. Lut ile ona iman edenler, necat buluyorlar, kurtulusa eriyorlardi. (Peygamberler Tarihi/Bünyamin Ates) |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Banned
Üyelik tarihi: Oct 2009
Nerden: Karaelmas Diyarı
Yaş: 25
Mesajlar: 37
Tecrübe Puanı: 0 ![]()
Takımı:
|
HAZRETI ZULKARNEYN A.S
Nicin Zulkarneyn denilmistir Zulkarneyn ismi bir lakabdir. Zulkarneyn, lugat manasi itibariyla, iki karn sahibi demektir. Karn ise, lugatta bir cok manalara gelmektedir. Kamus-u Muhit´de aciklandigina göre karn; boynuz, asir, bir zamanda birbirine yakin (hem asir) cemaat, insanin tepesi, insanin basinin yanlari yani sakaklari ki hayvanlarda boynuzlarin ciktigi yere tekabul eder erkeklerin percemi, hanimlarin zülüfleri, günesin kursunun kenari ve bir kavmin reisi manalarinda kullanilmaktadir. Binaenaleyh Zulkarneyn lakabinin verilmesinde, "karn" kelimesinin yukaridaki gecen manalarindan hangisinin esas oldugu üzerinde, mufessirlerce birbirinden farkli, cesitli tevcihler yapilmistir. (M. Vehbi, Hulasatu´l-Beyan, VIII/3165). Mesela bazi mufessirler, basinda iki bölük saci bulundugu; (Ö.N. Bilmen, IV/1994) bazilari da tacinda mücevheratla süslü iki boynuzu oldugunu cihetle (M.Vehbi, VIII/3165) Zulkarneyn lakabinin verildigini söylemislerdir. Bu hususta mufessirlerin bir cogunun üzerinde ittifak ettikleri izah sekli sudur: Arzin dogusuna ve batisina sahip oldugundan dolayi bu cihangir zat, Zulkarneyn lakabiyla anilmistir. (M.H.Yazir, IV/3275)(Ö.N. Bilmen, IV/1994)(M.Vehbi, VIII/3165)(Tecrid Terc., IX/98). Hz. Zulkarneyn kimdir ve ne zaman yasamistir Mufessirlerin ekseriyetinin beyanina göre; Hz. Zulkarneyn, Hz. Ibrahim zamaninda yasamis, ondan feyz almis, Hz. Hizir´la görüsmüs salih bir kimsedir. Ayni zamanda Yemen Padisahlarindan biri olan Zulkarneyn, bazi büyük fetihlerde bulunmus ve Kabe´nin insasi sirasinda Hz. Ibrahim´e ulasip, onunla Kabe´yi tavaf etmistir. (Adi gecen kaynaklar ve Bediuzzaman Said Nursi, Lem´alar, s. 100). (Peygemberler Tarihi.Sf.183/Bünyamin Ates) |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Banned
Üyelik tarihi: Oct 2009
Nerden: Karaelmas Diyarı
Yaş: 25
Mesajlar: 37
Tecrübe Puanı: 0 ![]()
Takımı:
|
HAZRETI YAKUB A.S Hz. Ishak´in iki oglu vardi: Ays ve Hz. Yakub. Bunlardan Ays, Sam taraflarini yurt edinirken, Hz. Yakub da Kenan´da kalmisti. Burada Allah tarafindan insanlari hak dinine davetle vazifelendirilen Hz. Yakub, bu vazifesini ifaya basladi. (Ö.N. Bilmen, III/1611) Hz. Yakub´un on iki oglu vardi. Bunlar sira ile söyledir: Yahuda, Rubin, Semun, Lavi, Yessuhuz, Zebulun, Zevena, Teftuna, Kevza, Usir, Hz. Yusuf ve Bunyamin. M.H. Yazir, a.g.e., I/499) Bunlardan Hz. Yusuf´la Bunyamin ayri annelerdendi. (M. Vehbi, a.g.e., VI/2462;M.H. Yazir, a.g.e., IV/2851) Hz. Yusuf´la Bunyamin, Hz. Yakub´un ogullari icinde en kücükleri ve bilhassa Hz. Yusuf en sevimlileri idi. Kücüklügünde agabeyleri da dahil olmak üzere herkes onu cok severdi. Hz. Yakub´un lakabi Israil idi. Bu yüzden ogullarina da "Israilogullari" manasina gelen "Beni Israil" denir Hz. Yakub ölünce, babasi Ishak´in (a.s.) yanina defnedilmesini vasiyet etti. Vefati üzerine, bizzat Hz. Yusuf, babasini, dedesi Hz. Ishak´in (a.s.) Sam yakinlarindaki kabrinin yanina defnetti ve geri döndü. (Peygamberler Tarihi/Bünyamin Ates) HAZRETI YUSUF A.S Hz. Yusuf´un öz annesi, daha kendisi cocukken vefat etmisti. Bunun üzerine babasi da Hz. Yusuf´un teyzesini kendine nikahlamisti. Hem teyzenin anne makaminda olmasindan, hemde de babasinin nikahi altinda bulunmasindan, teyzesi hakiki annesi hükmündeydi. Hz. Yusuf tahta oturuyor Misir Azizi Kitfir, bir müddet evvel vefat etmisti. Onun vefatindan sonra, Misir maliyesi iyice cikmaza girmisti. Herkes bu durumdan sikayetci idi. Bu yüzden Hz. Yusuf´un bu vazifeye talib olmasina, hükümdar cok sevindi. Zaten, Hz. Yusuf´tan daha iyisini bulmasi da mümkün degildi. Derhal Hz. Yusuf´a devlet mührünü teslim etti. Ve ince ve yakutlarla süslü bir de taht hediye etti. Ayrica basina tac da giydirmek istedi. Hz. Yusuf, tahta bakarak, "Bununla devleti takviye ederim" dedi. Fakat tac giymek hosuma gitmemisti. "Tac ne benim, ne de atalarimin giydikleri bir sey degildir" diyerek reddetti. Ondan sonra, tahta oturdu ve resmen vazifeye basladi. Vefat eden Kitfir´in vazifesini Hz. Yusuf´a veren hükümdar, onun hanimi Zuleyha´yi da Hz. Yusuf´a nikahladi. Hz. Yusuf´un, Zuleyha´dan, Efraim ve Mensa adli iki oglu ile Rahmet adinda bir kizi olmustur. (A.C. Pasa, Kisas-i Enbiya., I/23) Rahmet, Hz. Eyyub´un (a.s.) zevcesi; Efraim de Hz. Musa´nin dedelerinden olacaktir. (Ö.N. Bilmen, a.g.e., III/1577-1611) Cennet kokulu gömlek Bu gömlek, Hz. Ibrahim´in atesin icinde bulundugu sirada sirtinda olan gömlekti. Rivayete göre, Hz. Cebrail onu Cenneten getirip Hz. Ibrahim´e giydirmisti. Yine Hz. Cebrail´in beyanina göre, onun üzerine sinen Cennet kokusu, temas ettigi bütün dertleri tedavi edecek hasiyetteydi. (M.Vehbi, VII/2580) Bu bakimdan Hz. Yusuf, kat´i olarak babasinin gözlerinin acilacagini söylüyordu. Velev ki böyle olmasa bile hem Hz. Yakub, hem de Hz. Yusuf birer peygamber olduklari icin, Hz. Yakub´un gözleri mucize olarak da acilabilirdi. Vefat temennisi "Ey semavat ve arzin Haliki! Dünya ve ahirette velim ve malikim sensin. Dünyada beni muslim olarak vefat ettir. Ahirette de beni atalarim gibi salihler zümresinde hasreyle. Zira saadet ancak bununla tamam olacaktir." (Yusuf Suresi, 101) Cenab-i Hak bu halis kulunun bu halis duasini kabul ederek Hz. Yusuf´un ruhunu öylece kabzetti. Kabir alemi bayram ederken, Misir ülkesi mateme bürünmüstü. Vefat ettigi sirada 120 yasindaydi. (Peygamberler Tarihi /Bünyamin Ates |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Banned
Üyelik tarihi: Oct 2009
Nerden: Karaelmas Diyarı
Yaş: 25
Mesajlar: 37
Tecrübe Puanı: 0 ![]()
Takımı:
|
HAZRETI EYYUB A.S Hz. Eyyub, Hz. Ishak´in ogullarindan Ays´in ogludur. (Cantay, II, 593) Hz. Eyyub´a, dedesi Hz. Ishak´in duasi bereketiyle bir cok cocuk, sürü sürü hayvanlar, baglar ve bahceler ihsan edilmisti. (A.C.Pasa, Kisas-i enbiya, I,27) Hanimi, Hz. Yakub´un (a.s.) neslinden, cefakar ve sabirli bir kimseydi. Insanlar icin en büyük imtihanlardan biri olan bunca servet, zenginlik, evlad, bag, bahce ve sürüler; Hz. Eyyub´a bir an bile gaflet vermiyordu. Allah´a ibadetine ve insanlari hakka davetine mani olmuyordu. Evet, hakki görüp, hakikata eren insanlarin ebediyete acilan kalb gözlerine böyle fani bulutlar perde olamazdi elbet. Daha sonra Hz. Eyyub´e bu dünyavi saltanatla beraber Sam civarinda yasayan insanlari irsad etmesi icin peygamberlik vazifesi de verilmistir. (Nisa Suresi, 163; En´am, 84; A.C.Pasa, a.g.e., I.27) Hz. Eyyub´un imtihani Hz. Eyyub sabir ve teslimiyet timsali bir peygamberdi. Cenab-i Hak, onu musibet ve belalara karsi sabir ve teslimiyette insanlara örnek göstermek icin, büyüpk bir imtihana tabi tuttu. Ona ihsan ettigi maddi imkanlarini hepsini teker teker geri aldi. (A.C. Pasa, a.g.e., I, 27) Sürülerini, bag ve bahcelerini, coluk ve cocugunu ve hatta oturdugu evini bile elinden aldi. (M.Vehbi, a.g.e., IX/3469; Ö.N. Bilmen, a.g.e., III/2173) Hz. Eyyub´de ne bir telas, ne bir sikayet ve ne de bir üzüntü görülmüyordu. Insanlar bu durumu sasirip kalmisti. Cenab-i Hak, "Daha bitmedi, onun ne derece halis ve yüksek ruhlu bir kimse oldugunu görün de ibret alin" der gibi, Hz, Eyyub´un mubarek cesedine ayrica sancili bir hastalik verdi. Bundan sonra Hz. Eyyub is yapamaz hale geldi. Sadik vefakar hanimi Rahmet´in yardimiyla, bir kulubecikte sabir ve sukurle hayatini devam ettirmeye basladi. Hastaliktan kurtulduktan sonra Hz. Eyyub, imtihani basariyla bitirmis; ne zenginlik ne Fakirlik ve ne de dayanilmaz hastaliklar onu Rabbinin yolundan döndürememisti. Böylece mubarek ve sabir kahramani olan bu muhterem zata, Cenab-i Hak eski halini ve bütün mülkünü kat kat fazlasiyla iade etti. (Enbiya Suresi, 84; Sad Suresi, 43) Coluk cocugu cogaldi. Hz. Eyyub´e (a.s.) kavminden 7 kisinin iman etmis oldugunu; 140 veya 93 yaslarinda vefat ettigi, rivayetlerden anlasilmaktadir. (Ö.N. bilmen, IV/2174) Sarih Ayni´ye göre, Hz. Eyyub´un kabri, Sam´da Besne´dedir. Kamus tercümesinde Besne, Sam´da bir köy olarak zikredilmistir. (Tercid Terc., IX/143) Hz. Eyyub´un Bisr adinda bir oglu oldugu ve kendisinin vefatindan sonra peygamber olarak babasinin vazifesini devam ettirdigi rivayetler arasindadir. (A.C. Pasa, Kisas-i Enbiya, I, 27; Ö.N. Bilmen, a.g.e). (Peygamberler Tarihi/Bünyamin Ates) HAZRETI SUAYB A.S Hz. Suayb, Medyen ve Eyke ahalisine peygamber olarak gönderilmistir. Medyen, Hz. Ibrahim (a.s.) ogullarindan birinin adidir. Hz. Ibrahim´in ogullari muhtelif bölgelere yerlesirken Medyen de Arab Yarimadisinin kuzey batisinda Hicaz´la Filistin arasinda Kizil Deniz sahilinde yasamaya elverisli bir yerde yerlesmisti. Bunun neslinden meydana gelen kavme Ashab-i Medyen; oturduklari kasabaya da Medyen adi verilmistir. (Tercid Terc., IX/153; Ö.N Bilmen, II/1053) Hz. Suayb (a.s.) bu kavim esrafindan Mekil isminde bir zatin ogludur. Mekil´in babasi Yescur, onun babasi da Medyen´dir. (M.H. Yazir, IV/2805) Hz. Suayb´in büyükannesi, Hz. Lut´un (a.s.) kizidir. Eyke, "Yumusak agac bitiren bataklik" manasina gelir. Kizil Deniz sahilinde Medyen´e dogru mese agaclariyla kapli bir yerdir. Burada oturan kavme de Ashab-i Eyke adi verilmistir. Bu yüzden bazen ayni anda, ayri ayri kavimlere gönderilmis birden fazla peygamber bulunabilirdi. Hz. Suayb ise, bunun ilk istinasini teskil eder. O, iki ayri kavme peygamber olmustur. Biri kendi kavmi olan Medyen, digeri de komsulari Eyke Kavmidir. (Tecrid Terc., X/3944) Bu iki kavmin, hem mevkileri birbirine yakin, hem de hayat tarzlari ayni idi. Iste Hz. Suayb, maneviyat ve insaniyetlerini tamamen kaybedip mücessem zulüm kesilen bu insanlara, peygamber olarak gönderilmistir. Hz. Suayb, cok fasih Arabca konusurdu. belig ve tatli dilliydi. Onun icin Resul-i Ekrem (a.s.m.) Efendimiz kendisinden "Hatibu`l-Enbiya" diye bahsetmektedir. (M.H. Yazir, IV/2805-2809) Hz. Suayb, kavmini tatli dille hak dine davet etti. Onlara adaletli davranip zulüm ve her türlü haksizliktan vazgecmelerini tavsiye etti. Medyen´lilerin helaki Azab vakti gelip Medyenliler yerle bir olurken, Hz. Suayb (a.s.) onlardan yüzünü cevirip, "And olsun, ey kavmim! Ben size Rabbimin gönderdigi (hükümleri) ulastirdim. Sizin iyiliginizi istedim. Simdi ben o kafirler güruhuna karsi nasil tasalanirim?" diyordu. (Araf Suresi, 93) Hz. Suayb´in (a.s.) ummetine ise yanliz sada(ses) altindan gelmistir. (Peygamberler Tarihi/Bünyamin Ates) Eykelilerin helaki Kötü davranislarini birakmadilar. Sonunda Eyke halki, yedi gün süren siddetli bir sicak arkasindan üzerlerine bir buluttan yagan ates yagmuru ile yok oldular. Hazret-i Suayb´in Mekke´ye hicret ettigi ve üc yüz yasinda vefat ettigi, Rukn ile Makam arasinda (Kabe önünde) gömüldügü rvayet edilmistir. (Büyük Islam Ilmihali.Sf.484/Ömer Nasuhi Bilmen Hoca) |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Banned
Üyelik tarihi: Oct 2009
Nerden: Karaelmas Diyarı
Yaş: 25
Mesajlar: 37
Tecrübe Puanı: 0 ![]()
Takımı:
|
HAZRETI MUSA A.S Hz. Musa´yi bekleyen vazifeler simdi ortada üc mesele vardi: 1. Misirlilarin islahi. 2. Beni Israil´in, Misirlilarin esaretinden kurtarilarak arz-i mukaddese götürülmesi. 3. Beni Israil´in islahi Iste Hz. Musa´yi bibirinden cetin bu üc mesele bekliyordu. Hz. Musa 18-20 yaslarina geldigi sirada, Cenab-i Hak, Hz. Yusuf gibi ona da ilim ve hikmet ihsan etti. (Kasas Suresi, 14; M.Vehbi, X/4075-4076) Sempatik ve sevimli olmasi vasfina, ilim ve hikmet de ilave olunca, seref ve itibari daha da artmis; saray mensublari arasindaki mevkii daha da yükselmisti. Hz. Musa´nin evlenmesi Fesaret sahibi olmakla meshur olmus üc kisiden birisi de, Hz. Suayb´in kizlarindan biri olan Safura´dir. Hz. Musa´yi görür görmez ondaki baskalarindan farkli hali hemen sezmis ve ona ici isinmisti. Babasi ihtiyardi. Öteki kardesleriyle kendisi sürülere bakmakta güclük cekiyorlardi. Hz. Musa ise, güclü, kuvvetli bir civanmertti. Su anda yapacagi belli basli bir is ve gidecegi bir yer de olmadigina göre, onu Medyen´de kendi yanlarinda biraktirabilirdi. Bu fikrini söylemek üzere derhal babasinin yanina kostu: "Babacigim! Biz ücretli bize hizmet etmesi icin birini aramiyor muyduk? Iste Musa! Bu zat, ücretle tutmak istedigin kimselerin en hayirlisi, en kuvvetlisi ve en emniyetlisidir. Dün aksam bize yardim edip hayvanlarimizi sulayivermisti. Ayrica son derece edep ve haya sahibi. Bizimle konusurken, hic basini kaldirip yüzümüze bakmadi." (Kasas Suresi, 26; M.Vehbi, X/4090) Hz. Suayb, kizinin bu teklifini müsbet karsiladi. Derhal Hz. Musa´ya gidip söyle dedi: "Ya Musa! Sana bir teklifim var. Sekiz sene koyunlarimi güderek bana hizmet etmen mukabilinde, su iki kizimdan birini sana nikahlamak istiyorum. Fakat sen bu sekiz senelik müddeti on seneye tamamlarsan, o senin bilecegin bir istir. Sana fazla mesakkat de vermek istemem. Insallah sen beni salih, hizmetcisine nazik ve mülayim bir sekilde muamele eden ve verdigi sözde duranlardan bulacaksin." (Kasas Suresi, 27) Hz. Musa zaten basini sokacak bir yuva, siginacak bir yer ariyordu. Hz. Suayb´in bu teklifini olumlu karsiladi ve söyle dedi: "Teklifinizi kabul ediyorum. Sartlarini ileri sürdügünüz mukavele de sizinle benim aramda gecerlidir. Sekiz veya on sene olarak teklif ettiginiz bu iki zamandan hangisini tamamlarsam bana kizmak yok. Bu anlasmamiz üzerine,Allah vekil ve sahittir." (Kasas Suresi, 28) Anlasma geregince Hz. Suayb, kizi Safura´yi Hz. Musa´ya nikahladi. Hz. Musa da o günden itibaren Hz. Suayb´a hizmete basladi. Hz. Musa´nin asasi Hz. Musa, yapilan anlasma müddetince, Hz. suayb´a hizmet etti. ilerde bir cok mucizelere mazhar olacak olan asasini da, bu sirada elde etmisti. Gerek asanin asli ve gerekse Hz. Musa´ya gecisi hakkinda, muhtelif rivayetler varsa da, (M.Vehbi, X/4092) muhakkak olan su ki, Hz. Musa bu asayi Medyen´de iken elde etmis ve koyunlarini da bununla gütmüstür. Bütün bu hadiseler, ahalinin gözleri önünde cereyan ediyordu. Sihirbazlarin iman etmesiyle, Hz. Musa´nin hakli oldugu ap acik ortaya cikmis; Firavun iyice rezil olmustu. Sihirbazlarin yaptigi bu hareket onu, tamamen cileden cikarmisti. Firavunun amcazadesi de, onun gittigi yolun, bundan önce helak olan kavimlerin yolunun ayni oldugunu ve dolaysiyla onlarin baslarina gelenlerin aynisinin, kendilerinin de baslarina geleceginden korktugunu söyledi. Amcazadesinin imana gelmesinden baska haniminin da tavir ve hareketlerinde degisiklikler hisseden Firavun, onu da sIkistirmaya ve zulmetmeye basladi. Hz. Asiye, Hz. Musa´da bir cevher sezdigi icin, daha cocuklugunda itibaren ona kendi öz evladi gibi sefkat kanatlarini germisti. Hz. Musa´nin peygamberlini ilan ettigini duyunca hemen iman etti. Zaten ondan böyle bir hareketin zuhurunu bekliyordu. (Peygamberler Tarihi/Bünyamin Ates) Hz. Musa (a.s) rivayete göre, Kenan ili hududuna yakin bir yerde yüz yirmi yasinda oldugu halde vefat etmistir. Hz Adem devrinin üc bin sekiz yüz altmis sekizci yilina ve Misir´dan cikislarinin kirkinci yilina rastlar. (Büyük Islam Ilmihali.Sf.486/Ömer Nasuhi Bilmen Hoca) HAZRETI HARUN A.S Hazreti Harun, Hz. Musa aleyhisselam´in ana-baba bir kardesi ve peygamberlik görevinde yardimci (veziri) idi. Cok güzel ve beyaz yüzlü, konusmasi acik-secik, yumusak huylu bir zat idi. Hazreti Musa Tur´a gitti zaman Hazreti Harun aleyhisselam Israil Ogullarinin basinda bulunmus ve buzagiya tapanlara: "Siz bu yüzden fitneye düstüs bulunuyorsunuz. Sizin Rabbiniz Rahman ve Rahim olan Yüce Allah´dir. Bana uyunuz, benim sözümü dinleyiniz. Samiri gibi bir munafikin sözüne bakmayiniz" diyerek onlara etkili ögütler vermisse de, kabul etmediklerinden bir tarafa cekilerek Hazreti Musa´nin dönüsü beklemistir. Israil Ogullari bölünüp iki kisma ayrilmasinlar ve birbirleriyle mücadele etmesinler diye, Hazreti Harun daha ileriye gitmemisti. Rivayete göre Hazreti Harun aleyhisselam, Hazreti Musa´dan yedi ay önce veya üc sene önce, yüz yirmi üc yasinda oldugu halde Tiyh sahrasinda ölmüstür. Tur-i Sina civarin "Murran" dagindaki bir magaraya gömülmüstür. Kabri meshurdur. (Büyük Islam Ilmihali.Sf486.487/Ömer Nasuhi Bilmen Hoca) HAZRETI HIZIR A.S Hz. Musa döminde yasamis ve peygamber olmasi kuvvetle muhtemel, hikmet ve ilim sahibi bir sahsiyet. Kur´an-i Kerim´de Hizir (a.s)´in isminden acikca bahsedilmez. Ancak Kehf Süresi´nin 60-82. ayetlerinde yer alan Hz. Musa ile ilgili kissadan "Katimizdan kendisine bir rahmet verdigimiz ve kendisine ilim ögrettigimiz kullarimizdan bir kul..." (18/65) diye sözü edilen sahsin Hizir (a.s) oldugu anlasilmaktadir. Cünkü bizzat Peygamber Efendimizden gelen sahih hadislerde bu sahsin Hizir (a.s) oldugunu acikca belirtmistir (bk. Nuhari, ilm 16, 44, Tefsiru´l-Kur´an, Tefsiru Sureti´l-Kehf 2-4; Muslim, Fedail 170-174). Bu rivayetlere göre bir gün Hz. Musa Israil ogullari arasinda vaaz ederken ona kendisinden daha hikmet ve ilim sahibi kimsenin olup olmadigi sorulmustu. Hz. Musa: "Hayir, yoktur! diye cevab verince Cenab-i Hak bir vahiyle Hz. Musa´ya Mecme´ul-Bahreyn´de (iki denizin kavusum yerinde) kullarindan salih bir kul olan el-Hadir (Hizir) (a.s)´in kendisinden daha alim oldugunu bildirdi. Bunun üzerine Hz. Musa hizmetinde bulunan genc bir delikanli ile Hizir (a.s)´i bulmak üzere uzun bir yolculuga cikti. Ikisi, iki denizin birlestigi yere ulasinca, yolculukta yemek üzere azik olarak yanlarina aldiklari baliklarini unutmuslardi ve balik bir delikten kayip denizi boylamisti. Hz. Musa oradan bir süre uzaklastiktan sonra yemek icin delikanlidan azigi cikarmasini istedigi zaman baligin denize dalip kayboldugunu farkettiler. Hz. Musa´nin Hizir (a.s)i bulmasinin alameti, bu baligin kaybolmasi oldugundan derhal oraya geri döndüler ve orada Hizir (a.s)´i buldular. Bundan sonra Hz. Musa´nin Hizir (a.s) ile, Kehf Süresi 66-82. ayetlerinde anlatilan yolculugu basladi. Resulullah (s.a.s.), Hizir (a.s)´in ilmiyle ilgili olarak, gemi yolculugu sirasindaki bir konusmayu söyle nakleder: "Bir serce, denizden gagasiyla su alip, gemiye konmustu. Hizir (a.s) bunu Hz. Musa´ya göstererek söyle dedi: Allah´in ilmi yaninda, benim ve senin ilmin, su sercenin denizden eksilttigi su kadar bir seydir" (Buhari, ilim, 44, (el-Enbiya, 27, Tefsiru Sure 18/2; Muslim, Fedail, 180; Ahmed b. Hanbel, Musned, II, 311, V, 118; bilgi icin bk. Ibn Kesir, Tefsiru´l-Kur´ani´l-Azim, Istanbul 1985, V, 172-185). (Samil Islam Ansiklopedisi/Heyet) HAZRETI HIZIR KIMDIR Hz. Musa ile sadik yardimcisi Hz. Yusa bin Nun´ kendisiyle bulusmak üzere yola ciktiklari zat Hz. Hizir´dir. Ebu Hureyre (r.a)´den rivayet olunduguna göre, Peygamber (a.s.m.), Hz. Hizir´a "Hizir" denmesinin sebebini izah ederken, "Hizir, otsuz kuru bir yere otururdu da ansizin o otsuz yer yesillenerek pesisira dalgalanirdi" buyurmustur. (Hidir kelimesi Arabca olup, yesillik manasina gelmektedir.) Hizir´in asil adi, Mücahid´e göre, Elyasa´dir. Nesebi Hz. Nuh´un oglu Sam´a kadar dayanir. Taberi´ye göre ise, Hz. Ibrahim´in neslinden gelmektedir. Ibn-i Asakir ve Süddi´ye göre de, Hizir ile ilyas iki kardestir. Ulemanin büyük bir cogunluguna göre, Hz. Hizir peygamberdir. Sure-i Kehf´te gecen Hizir Kissasinda, cok cihetler, onun peygamber olduguna delalet eder. Bununla beraber veli oldugunu söyleyenler de vardir. (Peygamberler Tarihi.Sf.294/Bünyamin Ates) |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Banned
Üyelik tarihi: Oct 2009
Nerden: Karaelmas Diyarı
Yaş: 25
Mesajlar: 37
Tecrübe Puanı: 0 ![]()
Takımı:
|
HAZRETI YUSA A.S
Hz. Musa, kavmini Mukaddes Topraklara ulastirmak üzere iken,, Eriha sehri yakinlarinda Rahmet-i Rahmana kavusmustu. Vefat ederken yerine Hz. Yusa (a.s) vekil tayin etmis ve Misir´dan ayrilirken yayina almis oldugu Hz. Yusuf´un mermer tabutunu da ona teslim etmisti. (A.C.Pasa, Kisas-i Enbiya, I/33) Hz. Yusa, Hz. Musa´nin vefatindan sonra, Cenab-i Hak tarafindan peygamberlikle vazifelendirildi. Israilogullarini Arz-i Mukaddes götürme ve onlarin irsad etme vazifesini üzerine aldi. Gercekten de dejenee olmus ve idealsiz yetismi bir nesle hicbir is yaptirilamaz. Bu durumda takibedilecek en isabetli islahat yolu; genc nesli hedef alip, onlari istenen sekilde yetistirmektir. Bu da elbette ki uzun zaman gerektirmektedir. Nitekim Israilogullarinda istenen genc nesil, ancak kirk senede vucuda gelebilmisti. Iste Hz. Yusa, böyle enerjik bir nesille ise basliyordu. Hz. Musa´nin vefatindan üc gün sonra, Israilogullarini cölden cikarip Seria Nehrinin yanina getirdi; yaninda yardimci olarak eski arkadasi Kaleb vardi. Seria Nehrini, Hz. Yusa´nin (a.s) bir mucizesi ile gecen Israilogullari, Eriha sehrini kusattilar ve bir muharebe sonunda aldilar. Böylece Israilogullari cöl hayatindan kurtularak sejir hayatina gecmis oluyorlardi. Mukaddes Topraklarin tamamini fetheden Hz. Yusa´nin (a.s) yirmi sekiz sene kadar Israilogullarini idare ettigi rivayet edilir. 110 yaslarinda iken vefat eden Hz. Yusa (a.s), Filistin topraklarinda defnedilmis olmasina ragmen, mezari belli degildir. (Peygamberler Tarihi.sf.302.303/Bünyamin Ates) HAZRETI ISMUIL A.S Beni Israil tarihinde Hz. Yusa´dan (a.s.) sonra Hakimler Devri baslamis; bes yüz sene kadar sürmüstür. Bu devrin en son hakimi Hz. Ismuil´dir. Hz. Ismuil, Israilogullarinin basinda hem hakim, hem de peygamber olarak bulundugu sirada; Amalika Kavminden arta kalan bir grub insanin basina Imlikogullarindan Calut adinda müstebit bir hükümdar gecmis bulunuyordu. Bunlar siddetli bir hücümla Israilogullarini hezimete ugratmislar, bazisini esir edip, bazisini da agir vergilere baglamislar ve Israil topraklarinin büyük bir kismini da istila etmislerdi. (Ahmed Cevdet Pasa, Kisas-i Enbiya, I/33) Geri kalanlar ise, dar bir saha icinde sIkisip kalmislardi. Evlerinden, yurtlarindan, mallarindan, mülklerinden ayri düsen Israilogullari, kendi aralarinda düsünüp tasindilar; bu perisan vaziyetten kurtulmak ve Mukaddes Topraklari yeniden elde etmek icin careler aradilar. Kendilerinin harb ile yerlerinden yurtlarindan mahrum edildiklerini, kendileriyle harbeden kavmin cok dirayetli ve otoriter bir kumandanlari bulundugunu düsündüler. Su halde tekrar eski topraklarina kavusabilmeleri icin, dirayetli bir kumandanin emri altinda düsmanla savasmalari gerekirdi. Hz. Ismuil´den, kendilerine böyle bir kumandan bulmasini rica etmeye karar verdiler. (A.C. Pasa, Kisas-i Enbiya, I/33; Mehmed Vehbi, I/444; Muhammed Hamdi Yazir, I/828) Onun emri altinda kendilerini yurtlarindan cikaran Amalikalilara karsi savasacaklar ve memleketlerini tekrar elde edeceklerdi. Bu kararlarini Hz. Ismuil´e söyle bildirdiler: "Bize bir kumandan temin et. O, basimizda olarak, hep birlikte Allah yolunda savasalim." (Bakara Suresi, 246) Hz. Ismuil (a.s.), Israilogullarinin ne derece nankör ve sözünde dönek oldugunu biliyordu. Bu yüzden bu isteklerinde sonuna kadar sebat edeceklerine pek ihtimal vermiyordu. "Peki, ama size muharebe farz kilinca, ya itiraz ederseniz?" diyerek, onlara bu endisesini belirtti. Bunun üzerine Hz. Ismuil, Cenab-i Hakkin emriyle, Talut adli birisini, onlara kumandan ve melik olarak tayin etti. Talut´un asil adinin Savil Ibn-i Kays oldugu; boy bos, ilim ve siyaset bakimindan baskalarindan cok yüksek ve üstün olmasina binaen, Arabca "tul" (yüksek,uzun) kelimesinden türetilen Talut isminin kendisine lakab olarak verildigi rivayetler arasindadir. (Muhammed Hamdi Yazir, I/830) Hz. Ismuil (a.s.), Talut´un hükümdarliga layik oldugunu isbat sadedinde, onun harb esnasinda Amalikalilarin eline gecen tabutu tekrar ele gecirecegini haber verdi. Bu tabut onlara hem Rablerinden bir sekine, hem de Hz. Musa ve Hz. Harun hanedanin bir hatirasi idi. (Peygamberler Tarihi/Bünyamin Ates) HAZRETI DAVUD A.S Hz. Davud, Hz. Yakub´un (a.s.) oglu Yahuda´nin neslinden gelmekteydi. (Ahmed Cevdet Pasa, Kisas-i Enbiya, I/34) Babasinin adi Isa´ydi. (Tecrid Terc., IX/156) Koyun güden, iyi sapan tasi atan, mert, cesur ve kahraman bir gencti. (M. Vehbi, Hulasatu´l-Beyan, I/454) Israilogullarinin Amalika Kavmiyle olan mücadelesinde Talut ordusunda yer almisti. ilk ordu karsi karisiya gelince, Calut meydana cikip er diledi. Calut cüsseli, iri yari, cesur ve cebbar bir kumandandi. Buna karsi Hz. Davud cikti. (Ahmed Cevdet Pasa, ag.e., I/34) Maharetli bir sapan tasi atisiyla o koskoca, iri yari Calut´u öldürdü. Bundan sonra Israilogullari arasinda Hz. Davud´un kadir ve kiymeti daha da artti. Talut mükafat olarak kizini Hz. Davud´a (a.s.) nikahladi. Vefatini müteakib de devletin basina gecmesini vasiyet etti. (M. Vehbi, a.g.e., I/454) Bakara Suresinde anlatilan Talut-Calut mücadelesini beyan ve serheden mufessirlerden ekserisi, Talut´a bir peygamber nazariyla bakmaktadirlar. Bununla beraber, "Sani yüce, ali cenab bir zattir" diyenler de vardir. Talut´un vefati etmesi üzerine, onun vasiyetine istinaden Hz. Davud (a.s.) Israilogullarinin hükümdari oldu. Israilogullarinin on iki soyunun tamami Hz. Davud´un (a.s.) hükümdarligini kabul ettiler. Bir müddet sonra da Cenab-i Hak kendisine peygamberlik vazifesi de verdi. Böylece Hz. Davud, saltanat ve nubuvveti sahsinda birlestiren ilk peygamber oldu. Bundan sonra Hz. Davud (a.s.) bir ordu teskil etti. Bu orduyla Kenan beldelerine dahil olan yerlerin tamamini zaptetti. Kudus-u Serifi kendisine baskent yapti. Bunlardan baska Amman, Haleb, Nusaybin ve Ermenistan´i da kendi topraklarina katti. (Ahmed Cevdet Oasa, a.g.e., I/34) Hz. Davud´a ayrica kavmini dogru yola iletmek üzere, Zebur adli mukaddes bir kitab verildi. [Kirk sene hükümette bulunduktan sonra yetmis yasinda vefat etmistir.]( Ö.N.B) (Peygamberler Tarihi.Sf.308-309/Bünyamin Ates) |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Tags |
| peygamberler, tarihi |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Fas Tarihi | ölüm | Dünya & Ülkeler | 0 | 01-13-2010 07:59 PM |
| Hollanda Tarihi | ölüm | Dünya & Ülkeler | 0 | 01-13-2010 07:23 PM |
| HÜKÜMDAR PEYGAMBERLER (cizgi film) | BlackAngeL | Dini Cizgi Film İndir | 0 | 08-13-2009 02:52 AM |
| Alİcan ve arican peygamberler dİyarinda | BlackAngeL | Dini Cizgi Film İndir | 0 | 08-13-2009 02:41 AM |
| Kur'an-i Kerim'de ismi geçen Peygamberler | mertcaN | Diğer Peygamberler | 1 | 06-24-2009 05:53 PM |
|
Parksohbet.Com Abonelikleri |